İçeriğe geç

İran’da Kürtçe resmi dil midir ?

İran’da Kürtçe Resmi Dil midir? Kayseri’de Bir Defterin Açtığı Yol

Kayseri’nin soğuk sabahında içime düşen bir soru

Kayseri’de sabahlar serttir. Rüzgâr, sanki gece boyunca biriktirdiği bütün öfkeyi yüzüne boşaltmak ister insanın. O sabahlardan birinde, elimde çay bardağı, pencerenin buğusuna bakarken aklıma tuhaf bir soru takıldı: İran’da Kürtçe resmi dil midir?

Bunu neden düşündüm, bilmiyorum. Belki televizyonda rastgele gördüğüm bir haber, belki de üniversite kantininde kulağıma çalınan yarım bir Kürtçe cümle. Ama o soru içime bir kere düştü mü, kolay kolay çıkmıyor benden. Ben böyleyim; bir şeyi merak edersem günlerce, hatta haftalarca peşini bırakmam.

Defterimi açtım. Kapak kısmı yıpranmış, kenarlarına çay lekesi sinmiş eski bir defter. İçine yazdıklarım bazen şiir, bazen sadece iç dökme. O sabah tek bir cümle yazdım:

“İran’da Kürtçe resmi dil midir, yoksa sadece insanların kalbinde mi yaşar?”

O an fark ettim ki sorunun kendisi bile içimi burkuyordu.

Otobüste duyduğum ses ve içimde büyüyen kırılma

Bir gün sonra şehir içi otobüsteydim. Kayseri’nin gri sokakları camdan akıp gidiyordu. Arka koltukta iki kişi Kürtçe konuşuyordu. Anlamıyordum ama kelimelerin tonundan bir yakınlık hissediliyordu. Sanki dil değil de duygu taşınıyordu havada.

İçimde garip bir şey oldu. Bir yandan merak, bir yandan eksiklik.

Kendi kendime düşündüm: İnsanlar bu kadar doğal bir şekilde kendi dillerinde konuşurken, dünyanın başka bir yerinde aynı dilin durumu neydi?

İşte o an, o soru yeniden yükseldi:

İran’da Kürtçe resmi dil midir?

Sanki cevabı bilmek bir şeyi değiştirecekmiş gibi hissettim. Ama aslında mesele cevaptan çok, o cevabın bende uyandıracağı duyguydu.

İçimde hafif bir hayal kırıklığı vardı. Çünkü bazı dillerin “resmi” olup olmamasının, onların yaşayıp yaşamamasını belirlediğini sanıyordum o günlerde. Yanılmıştım.

İran’da Kürtçe gerçeği: Resmi dil değil ama yaşayan bir kimlik

Günler sonra araştırmaya başladım. Sessiz bir merakla, neredeyse çekinerek.

Gerçek şuydu: İran’da resmi dil Farsça (Farsi). Kürtçe ise resmi devlet dili değil. Ama bu, Kürtçenin yok olduğu ya da önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. İran’ın batı bölgelerinde, özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu yerlerde Kürtçe günlük hayatın içinde yaşıyor.

Okullarda, devletin resmi dili Farsça olduğu için eğitim de genelde Farsça yürütülüyor. Ama evlerin içinde, sokakların aralarında, pazarlarda Kürtçe nefes alıyor.

Bunu öğrenince içimde tuhaf bir duygu oluştu. Bir yandan gerçekliği kabul etmenin ağırlığı, bir yandan da “demek ki bir dil sadece resmi olmasıyla var olmuyor” düşüncesinden gelen küçük bir rahatlama.

Ama yine de içimde bir eksiklik kaldı. Sanki bir şey tam yerini bulmamış gibiydi.

Bir arkadaşın anlattığı hikâye: sınırın ötesinden gelen ses

Üniversiteden bir arkadaşım vardı, İran sınırına yakın bir yerde büyümüş. Bir gün onunla çay içerken konu açıldı.

“Orada Kürtçe nasıl?” diye sordum.

Bir süre sustu. Sonra gülümsedi ama o gülümseme biraz yorgundu.

“Resmi değil,” dedi. “Ama hayatın içinde. Bazen bir devletin tanımadığı şey, insanların hayatında en gerçek şey olur.”

O cümle içime oturdu.

O an fark ettim ki ben hep resmi olanla gerçek olanı karıştırıyormuşum.

Arkadaşım devam etti:

“Bazen evde annen sana Kürtçe dua eder, ama okulda aynı dili konuşamazsın. İşte o çelişki insanın içinde büyür.”

O an gözümün önüne bir çocuk geldi. Evde başka, okulda başka konuşan bir çocuk. İçinde iki ayrı dünya taşıyan bir çocuk.

İçim sıkıştı.

Kayseri’den İran’a uzanan bir duygunun hikâyesi

Ben Kayseri’de büyüdüm. Büyük şehirlerin karmaşasından uzak ama kendi içinde sert bir düzeni olan bir yer. Burada insan bazen duygularını saklamayı öğrenir. Çok konuşmaz, çok sorgulamaz.

Ama ben hep fazla düşündüm.

O yüzden bu soru beni bu kadar içine çekti belki de: İran’da Kürtçe resmi dil midir?

Çünkü bu sadece bir dil sorusu değildi benim için. Bu, “bir insan kendi diliyle ne kadar var olabilir?” sorusuydu.

Bir gün defterime şunu yazdım:

“Bir dil resmi olmadığında ölmez. Ama bazen görünmez olur. Görünmez olmak ise insanı en çok yoran şeydir.”

O yazıyı yazarken içimde hafif bir öfke vardı. Dünyanın bazı yerlerinde insanların kendi dillerini rahatça yaşayabilmesi, bazılarında ise sürekli bir denge kurmak zorunda kalması bana adaletsiz gelmişti.

Ama sonra kendimi durdurdum. Çünkü sadece öfke ile düşünmek hiçbir şeyi değiştirmiyordu.

Bir pazar günü: Sessizlik ve farkındalık

Bir pazar günü, Erciyes’in uzaktan görünen beyazlığına bakarken düşündüm. Dağlar hep aynı yerde duruyor ama insanlar sürekli değişiyordu.

Telefonumda Kürtçe şarkılar açtım. Sözlerini anlamasam da melodisi içime işledi. O an fark ettim ki bazı şeyler anlamdan bağımsız olarak da insana dokunabiliyor.

İran’da Kürtçe resmi dil midir sorusu yeniden aklıma geldi ama bu sefer farklı bir yerden.

Belki de önemli olan “resmi” olması değil, yaşamasıydı.

Ama yine de içimde bir taraf, bir dilin resmiyetle tanınmasının insanlara güven verdiğini düşünüyordu. Bu çelişkiyi çözemedim.

Totalkirtasiye sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “İran’da Kürtçe resmi dil midir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Umut ve kırılganlık arasında

Zaman geçtikçe bu konuya bakışım değişti.

Artık daha az öfkeliyim. Daha çok düşünüyorum.

Kürtçe İran’da resmi dil değil, evet. Ama bu, onun yok olduğu anlamına gelmiyor. İnsanların dili, sadece devletin yazdığı yasalarla yaşamıyor. Bazen bir annenin ninnisinde, bazen bir arkadaşın kahkahasında, bazen de bir pazarda atılan basit bir selamda yaşıyor.

Ama yine de içimde kırılgan bir taraf var. Çünkü biliyorum ki resmi tanınma, insanların hayatında bir tür güven hissi yaratıyor. O güven olmayınca, dil sürekli bir savunma halinde kalıyor gibi geliyor bana.

Ben bunu düşündükçe içim hem umutla hem de hüzünle doluyor.

Defterin son sayfasına yazdığım şey

Geçen gece defterimi tekrar açtım. Uzun süre boş sayfaya baktım. Sonra yazdım:

“İran’da Kürtçe resmi dil midir bilmiyordum. Öğrendim ki değil. Ama belki de asıl öğrenmem gereken şey, bir dilin resmi olup olmamasından çok, insanların içinde nasıl yaşadığıydı.”

Kalemimi bıraktım. Dışarıda Kayseri’nin sessizliği vardı. İçimde ise garip bir huzur.

Çünkü bazı soruların cevabı, insanı bitirmek için değil, büyütmek için gelir.

Ve ben o sorunun içinde biraz daha büyüdüm.

İlgili Yazımız: İlk amiral kimdir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper girişbetexper.xyz