Başına Vur Ağzından Lokmasını Al Deyiminin Anlamı Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden İnceleme
“Başına vur, ağzından lokmasını al.” Bu deyimi duyan hemen herkes, bu sözün altında yatan anlamı bilir: Kendi başına iş açıp, sonunda kötü bir duruma düşmek. Yani kişinin kendi hareketlerinin, düşüncesizce aldığı kararların, ona sonunda zarar vermesi. Ancak bu deyim sadece basit bir halk tabiri olmanın ötesinde, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından da birçok farklı yorum ve anlam taşır. İstanbul’da bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak, her gün sokakta, toplu taşımada ya da iş yerinde gördüğüm sahneler, bu deyimin farklı toplumsal gruplar üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.
Başına Vur Ağzından Lokmasını Al: Deyiminin Temel Anlamı
İçimdeki analitik düşünür hemen devreye giriyor ve deyimin anlamını hatırlatıyor: “Başına vur, ağzından lokmasını al” deyimi, kişinin yaptığı yanlış bir hareketin, ona kendi zararını getirmesi anlamına gelir. Bu deyim, genellikle kişinin başına dert açacak, kendi çıkarına zarar verecek bir şeyler yapmasını tanımlar. Bu tür deyimler, halk arasında sıkça kullanılmasının yanı sıra, dilin ve kültürün derinliklerine de işaret eder.
Ama işin içine toplumsal dinamikler girdiğinde, bu deyim sadece basit bir hatanın sonucu olmanın ötesine geçiyor. Özellikle toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakıldığında, “başına vur ağzından lokmasını al” deyiminin anlamı farklı bir boyut kazanıyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Bu Deyimin Anlamı
Toplumda, kadınların ve erkeklerin karşılaştığı farklı sosyal ve ekonomik zorluklar, bazen “başına vur ağzından lokmasını al” deyimini farklı bir şekilde algılamalarına neden olabilir. Sokakta gördüğüm birçok sahne, özellikle bu deyimi kadınların yaşamındaki sıkıntılarıyla ilişkilendiriyor. Kadınlar, genellikle toplumsal normlar gereği, daha az hakka sahip oldukları, seslerinin yeterince duyulmadığı ya da düşük ücretlerle çalıştıkları işlerde uzun süre kalabiliyorlar. Bu durumda, toplumsal cinsiyet eşitsizliği bir nevi “başına vur ağzından lokmasını al” durumuna dönüşebiliyor.
Örneğin, bir kadın, ailesinin geçimini sağlamak için güvencesiz bir işte çalışmaya başlar. Çalıştığı iş, fiziksel olarak zorlayıcıdır ve uzun saatler süren bir mesai gerektirir. Bu durumda, kadın kendi başına iş açmış olur: Düşük ücret, güvencesiz çalışma koşulları ve hatta bazen cinsel tacize uğraması, tüm bu şartlar başına vurduğu ve ağzından lokmasını aldığı bir durum haline gelir. İçimdeki insan, “Kadınların, yaşamlarının her aşamasında bu tür eşitsizliklerle karşılaşmaları, onlara toplumsal cinsiyet rollerinin bir parçası olarak sunuluyor ve bu da ne yazık ki onları bir adım daha geriye itiyor.” diye düşünüyor.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bakış
İçimdeki sosyal adalet taraftarı da hemen devreye giriyor: “Başına vur ağzından lokmasını al” deyimi, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında da çok önemli bir anlam taşıyor. Çünkü herkes, toplumsal yapının içinde farklı kimliklerle yer alıyor ve bu kimlikler, kişilerin “başına vurup lokmalarını alma” durumlarını şekillendiriyor. Örneğin, düşük gelirli insanlar, göçmenler ya da engelli bireyler, bazen daha iyi bir yaşam kurabilmek için “yapılmaması gereken” adımlar atabiliyorlar.
Bir işyerinde çalışırken, düşük gelirli bir birey, evini geçindirebilmek için daha iyi bir pozisyonda çalışmak ister. Ancak bulunduğu ortamda ona sunulan fırsatlar çok sınırlıdır ve genellikle bu fırsatlar, “başına vur, ağzından lokmasını al” durumuna yol açabilir. Göçmen bir işçi, çalışma izni olmadan, düşük ücretle ağır koşullarda çalışmaya başlar ve sonunda bu seçim, ona sadece ekonomik değil, hukuki olarak da zarar verebilir.
Toplumsal çeşitliliği düşünürken, her grubun karşılaştığı fırsatlar ve engeller farklıdır. Örneğin, heteronormatif normlar altında yaşayan bir birey, LGBTQ+ kimliğinden ötürü toplumdan dışlanabilir ya da ekonomik ve sosyal olarak ayrımcılığa uğrayabilir. Bu da, başına vurduğu bir durumdur çünkü o kişinin toplumda eşit fırsatlara sahip olmaması, bu deyimle özdeşleşir.
Günlük Hayatta Bu Deyimi Gözlemlemek
Sokakta, toplu taşımada, işyerinde, çevremde sıkça karşılaştığım çeşitli örnekler, bu deyimin toplumsal eşitsizliklerle nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Bir sabah, İstanbul’un yoğun trafikteki minibüslerinden birinde, yaşlı bir adamın, kadın bir şoföre yaptığı hakaretleri duyduğumda, “başına vur ağzından lokmasını al” deyiminin toplumsal cinsiyetle bağlantısını net bir şekilde hissetmiştim. Şoför kadın, yaşlı adamı nazikçe uyarınca, adam sinirlenip yüksek sesle kadına hakaret etmeye başlamıştı. Bu durum, kadının güvencesiz ve marjinalleşmiş bir konumda olduğunu, en ufak bir hatasının bile toplumsal baskılarla büyütüldüğünü ve bu nedenle “başına vur” durumunu yaşadığını gösteriyordu.
Bir diğer örneği ise, işyerinde gözlemledim. Düşük gelirli bir mahallede yaşayan bir arkadaşım, ailesini geçindirebilmek için günde 12 saat çalışan bir tekstil işçisiydi. Sigorta ya da başka hiçbir sosyal güvencesi yoktu. Çalışma koşulları ise çok zorluydu. Ama buna rağmen, geçim kaygısı nedeniyle işine devam etti. Bir gün, işyerindeki güvenlik önlemlerini ihlal etti ve başına bir kaza geldi. Bu, onun için “başına vur, ağzından lokmasını al” durumuydu çünkü sosyal güvenlik sistemi ve iş güvencesi olmadığı için, bu hata ona çok ağır bir bedel ödetti.
Sonuç: Sosyal Adalet ve Eşitlik İçin Adımlar
“Başına vur ağzından lokmasını al” deyimi, sadece bireysel bir hatayı değil, aynı zamanda toplumsal yapının, cinsiyetin, çeşitliliğin ve sosyal adaletin etkisiyle şekillenen daha büyük bir sorunu yansıtır. Toplumda farklı grupların karşılaştığı eşitsizlikler, bu deyimin anlamını farklılaştırır. Kadınlar, düşük gelirli bireyler, göçmenler ve diğer marjinal gruplar, genellikle başlarına vurdukları hatalarla çok daha büyük sonuçlarla karşılaşırlar. Sosyal adaletin sağlanması için bu grupların karşılaştığı engellerin ortadan kaldırılması ve eşit fırsatlar sunulması gerekir. Bu, sadece bir deyim değil, toplumsal değişim için atılacak önemli bir adımdır.